Türk Dilinin Gelişimi Sürecinde Türk Diline Kaşgarlı Mahmut ve Atatürk’ün Katkıları

Dil kimliğin potansiyeli,gizli gücüdür.Türk dilinin oluşumunda, çok sayıda ses ve cümle yapısı biçimlerinin olağanüstü sıralanması, eylem ve isim çekim sisteminin düzeni ,insan usunu dilde bulan muhteşem gücünün farkında olanlar için çok çarpıcıdır.
Kaşgarlı Mahmut gibi seçgin bilgelerin oluşturduğu bir toplumun uzun süreli yaşanmışlığının bir tür dil eğilimi sonucudur.
Düşünce yasaları ile doğanın bütün tartışılmaz gücünü Orta asya bozkırlarından Anadolu’ya taşıyan zorlu ve heybetli yürüyüşünde kullandığı en önemli iletişim aracıdır.

Orta doğuda hakim güç haline gelen Türkler 12. yüzyıla değin başarıdan başarıya koşarken kendi öz değerlerini,harflerini ve sözcüklerini kullanıyorlardı.

Binlerce yıl boyunca geniş bir alanda kullanılan Öztürkçe, ne kadar acıdırki, Devletin kabul ettiği yazın dili olarak kabul görmedi .Bunun nedeni,
Türklerin üst kimlik olarak egemen olduğu Arap ve Fars yörelerinde Türk yöneticiler, ,Türkçe yazın dili yerine yöresel lehçeleri
( Ağızları )kullanmaya mecbur oldu. Devlet dilini kullanmak zorunda kalan Türkler , kaçınılmaz olarak Türk harflerinden Arap harflerine geçti. Sonuçta özTürkçe harfler unutuldu, Türklerin yazın dili Arapça ve Farsça dolu karışık bir dil haline geldi.

Yine de ;
Osmanlı devrinde , şeriat yasaları ve buna bağlı arapçanın , farsçanın yanında , Türk gelenek ve göreneklerine göre oluşmuş Türk töresine bağlı kurallarla ve Türkçe sözcüklerle
yönetilmiştir.
Türkçe sözcüklerin yanında ,
Tanrı bilimi, din ve yargı konusunda, İslami (şerri) kuralların yanında (örfi ) Töresel kanunlar uygulandı.
İlk töresel kanun, Fatih Sultan Mehmet Han zamanında yapıldı.

Türkçe, koskocaman esnekliği , görkemliliği ile İslam dünyasını idare ettiği 600 yıllık süreçte halkın dili olarak varlığını sürdürmüştür.

Halkın aydınlanması açısından , 1928 yılında Atatürk, Türkçe kökleri olan yeni bir yazı diline geçmeyi zorunlu kılmıştır. Çünkü o tarihe kadar eğitim dilide Türkçe değildi.
1 eylül 1929 da okullarda Arapça ve Farsça eğitim yerine Türkçe eğitim başladı. Gelenek görenek, demiryolu, yöntem ,okul , üçgen , kamusal gibi kökleri Türkçe olan anlamlı sözcükler üretildi. Türkiye’de yaşayan yaşamsal değerlere ve tarihsel bilince sahip Türkiyeliler, adil bir dil devrimi tamamlanmış, çağdaş, özgün, uygarlıklarını Dünya’dan(Acun’dan)
esirgememişlerdi .Tükettiği anadolu havasının suyunun hakkını veren Türkiyeliler ,
şimdiye kadar çoktan uygarlıklarını uzaya gönderen bilgeler olmalıydı.
Atatürk , önceden geleceği gördü,
Aydın kurultaylar kurarak yurt dışında yetişmiş usları ülkemize kazandırmak, toprak reformu gibi devrimlerin yanında ,Yargı dilinin ve kurallarının halkın anlayacağı şekilde düzenlemesi, tarih içinde kaybolmuş eylemlerin tekrar gün yüzüne çıkarılması ,dildeki yabancı sözcükler temizlenmesi gibi çok önemli başarılar elde etmiştir.

Emperyal uluslar, dilleri ve kültürleri, satın aldıkları madenleri ve toprakları ile vatanımızı tekrar işgal edebilirler. Çıkarlarını korumak üzere asker yollayabilirler. Ussal düzlemde ele alınması gereken en önemli nokta budur.
Türk dili, Dünya konuşma sıralamasında ilk ondadır. Ancak bilimsel olarak ve kültürel olarak kabul görmemektedir.

Bir cevap yazın